Eğitimde yeni dönem: Yapay zeka başarıyı nasıl etkiliyor?

Kara tahtalardan akıllı ekranlara uzanan eğitim serüveni, bugün en büyük teknolojik sıçramalarından birini yaşıyor

On binlerce öğrenciyi Türkiye’nin en seçkin üniversitelerine yerleştiren Maksimum VIP Akademi’nin kurucu ortağı eğitimci Üze, yapay zekanın artık sadece bir yardımcı araç olmaktan çıkarak eğitim sisteminin temel taşı haline geldiğini vurguladı.

İzmir’in köklü eğitim kurumlarından olan, 24 yıllık geçmişine 6 Türkiye birinciliği ve ilk 100’de yüzlerce derece sığdıran Maksimum VİP Akademi’nin kurucu ortaklarından eğitimci Sertan Üze, yapay zekanın doğru kullanımına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

“YAPAY ZEKA CİDDİ ANLAMDA ZAMAN KAZANDIRACAK”

Eğitimde yapay zeka kullanımının artık bir vazgeçilmez olduğunu dile getiren Üze, doğru yapay zeka kullanımının öğrencilere zaman kazandırdığını belirterek, “Yapay zeka eğitimde artık vazgeçilmez bir yer edindi, bu kesin. Ama burada belirleyici olan şey, onu nasıl kullandığınız. Anı kurtarmak için yapay zekayla beraber akıllı saatleri kullanıp kopya çekmek mi? Bir çalışma yaparken intihal anlamında kopya çekmek mi? Biz daha çok üniversiteye öğrenci hazırlıyoruz. Bu iş yapay zekayla sadece kopya çekerek yürümüyor. Doğru kullanan öğrenciler zamandan tasarruf edecek. Çünkü yapay zeka zaman kazandırma konusunda çok maharetli. Saatlerce araştırıp ulaşabileceğiniz bilgileri saniyeler içerisinde önünüze serebiliyor. O yüzden yapay zeka bize ciddi anlamda zaman kazandıracak bir araçtır.” diye konuştu.

“ÖĞRENCİLERİN ÖĞRENME ORANI YÜZDE ELLİLERE KADAR ÇIKIYOR FAKAT...”

Eğitimlerine yapay zekayı dahil eden öğrencilerin öğrenme oranlarındaki artışa dikkat çeken Üze, şu ifadeleri kullandı:

“Geçen yapılan bir araştırmayı inceledim. Türk eğitim sistemi; okullarda kullanılan akıllı tahtalar ve benzeri uygulamalar sayesinde yapay zekaya aslında oldukça yakın. Eğer sınıflarda internet problemi yoksa ve teknik altyapı sağlıklıysa, yapay zekadan faydalanarak çocuklara anlamlı bilgiler aktarılabiliyor. Ama şöyle bir durum var: Yapay zekayla çalışarak öğrenmeye gayret eden öğrencilerin öğrenme oranı yüzde ellilere kadar çıkıyor; fakat bir süre sonra bu bilgileri kalıcı öğrenmeye aktarmakta zorlanıyorlar. Başarı oranı yüzde on sekizlere kadar düşebiliyor.”

“SÜRECİ YÖNETMEK HÂLÂ İNSAN DESTEĞİ GEREKTİRİYOR”

Gelişen teknoloji ve yapay zeka ile yeni nesil ders çalışma yöntemlerinin başladığını dile getiren Üze, önemli olanın analiz yapmak değil yapılan analizi doğru okumak olduğunu ifade ederek, “Yeni nesil ders çalışma dönemi başladı. Öğrencilerin eksiklerini analiz eden sistemler gerçekten çok gelişmiş durumda. Maksimum VİP’de de en güncel eğitim yazılımlarıyla bunlardan yararlanıyoruz. Ama mesele artık sadece analiz yapmak değil. Analizi herkes yapıyor. Önemli olan o analizi doğru okuyabilmek ve doğru reçeteyi oluşturabilmek. Yapay zekanın sunduğu sonuçlar eğitim koçları ve rehber öğretmenler tarafından desteklenmeli. Çünkü sonucu öğrenciye uygulatmak ve süreci yönetmek hâlâ insan desteği gerektiriyor. Soruların zorluk dereceleri ve kazanım analizleri var. Yapay zekanın verdiği analizler sayesinde öğrencinin nerede hata yaptığını görebiliyoruz. Bu eksiklik bilgi eksikliği mi, dikkat hatası mı, işlem hatası mı; bunları ayırt ediyoruz. Sonrasında öğrenciye özel soru bankaları ve materyaller hazırlıyoruz.” dedi.

“HER ÇOCUK FARKLI”

Yapay zekanın bireysel program çıkarma konusundaki yeteneğine değinen ancak her çocuğun özel ihtiyaçları olduğunu belirten Üze, “Yapay zeka bireysel çalışma planı çıkarabiliyor ama biz bunu daha çok öğrenciyle yüz yüze yapmayı tercih ediyoruz. Çünkü her çocuk farklıdır. Çocuğun sportif faaliyetleri, sosyal hayatı, psikolojik durumu var. Yapay zeka analiz yapabilir ama öğrencinin duygusal durumunu yönetemez. Kesinlikle yeterli değil. Çünkü bu kuşak çok hızlı bir kuşak. Beş dakikadan uzun videoları izlemeyi tercih etmiyorlar. Sürekli kaydıran, hızlı tüketen bir nesilden bahsediyoruz. Ben kırk dakikalık ders sürelerinin bile artık fazla olduğunu düşünüyorum. Belki dersler otuz dakikaya inmeli, sınıflar daha az kalabalık olmalı ve öğretmenler çocukların bireysel özelliklerini keşfetmeye yönelik çalışmalar yapmalı.” dedi.

“ÇAPRAZ SORGULANMASI GEREKİR”

Yapay zekanın verdiği bilgilerin teyit edilmesi gerektiğine ve yeni nesil öğrencilerin dikkat sürelerinin düştüğüne dikkat çeken Üze, “İnternette ulaştığımız her bilgi doğru değildir. Yapay zekadan gelen bilgilerin de çapraz sorgulanması gerekir. Aynı bilgiyi farklı kaynaklardan doğrulatmak önemlidir. Dikkat süresinin düşmesinin birçok sebebi var. Çocuklar artık teknolojiye doğuyor. Teknoloji hız demek. Eskiden reklamlardaki hızlı geçişlerin dikkat dağınıklığı yaptığı söylenirdi. Şimdi çocukların maruz kaldığı içerikler reklamlardan çok daha hızlı. Burada çözüm daha çok teknolojik detoks yapmak, uzman desteği almak ve ekranla araya mesafe koymak. Yapay zeka bu konuda tek başına çözüm olamaz.” diye konuştu.

“EĞİTİMDE İNSANA DOKUNACAK OLAN YİNE İNSAN OLACAK”

Değişen öğrenci kitlesiyle birlikte eğitim sisteminde de değişikliklerin meydana geleceğini belirten Üze, yapay zekanın bir öğretmenin yerini tutamayacağına vurgu yaptı. Öğrencinin, yapay zekadan yardım alsa da programların uygulanmasında sorumluluğun yine kendisinde olduğunu belirten Üze, konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:

“Öğrenci kitlesi değişiyor. Aynı evde beş yaş fark olan kardeşler bile farklı kuşaklar gibi davranıyor. Eğitim sistemi de buna uyum sağlamak zorunda. Ama şuna inanıyorum: Yapay zeka çok güçlü bir yardımcı olacak fakat son noktayı yine insan koyacak. Çünkü insan sadece bilgiden ibaret değil; duygusal zekâsı da var. Yapay zeka bilgi verebilir ama bir çocuğun iç dünyasını tam anlamıyla anlayamaz. Sekiz buçuk milyar insan varsa, sekiz buçuk milyar farklı duygu dünyası vardır. O yüzden eğitimde insana dokunacak olan yine insan olacak. Yapay zeka bize analiz yapabilir, istatistik sunabilir, bilgiye hızlı ulaşmamızı sağlayabilir. Ama sizi masaya oturtup çalıştıramaz. Dikkatinizin dağılmasını engelleyemez. Erken uyumanızı sağlayamaz. Bu yüzden insanın kendini yönetmesi hâlâ en önemli şey. Ailelerin de çocukların günlük düzenlerini sağlıklı şekilde oluşturmaları gerekiyor. Yapay zeka ne kadar gelişirse gelişsin, insanın yerine tamamen geçemez. Çünkü tank ne kadar güçlü olursa olsun, onu sürecek bir insan gerekir. Eğitimde de durum aynıdır. Yapay zeka yardımcı olabilir ama öğretmenin, rehberin ve insan temasının yerini tutamaz. Bir eğitimci olarak şunu da söyleyebilirim: Bilimsel araştırmalar, yapay zekanın insanları düşünce tembelliğine ittiğini ve yaratıcılığı azalttığını gösteriyor. İnsanlar yapay zekayı aktif kullanmaya başladıktan sonra daha az düşünmeye başlıyor. Bu nedenle yapay zekayı doğru yerde ve bilinçli şekilde kullanmak çok önemli.”