☰
✕

İYİ Parti'den hodri meydan

İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan AK Parti'ye geçen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'a tepki gösterdi.

İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişiyle ilgili olarak açıklamalarda bulundu.

"İZMİR İRADESİ BİR ROZETLE TESLİM EDİLEMEZ"

Doğan yaptığı açıklamada: "İzmir, 25 yıl sonra ilk defa AK Parti'ye mensup bir Büyükşehir Belediye Başkanı ile güne başladı. Ama ben dünden beri özellikle sosyal medyada yapılan paylaşımları, “İzmir'i aldık!” sevinçlerini gördükçe gerçekten hayret ediyorum. Hayırdır? Dün İzmir'de sandık mı kuruldu? Yaklaşık dört milyon İzmirli seçmen sandığa gitti, oy kullandı da sandıktan AK Parti mi çıktı? Bizim mi haberimiz yok? Yoksa İzmir'i İzmir yapan bütün değerler, bütün güzellikler, bu şehrin insanları bir yerlere gitti de biz İzmir'i mi kaybettik? Bakın, dün olan şey çok basit. Bir belediye başkanı, seçildiği partiden ayrılıp AK Parti'ye geçti. Yanında üç beş kişi daha gider, hepsi bu. Bir belediye başkanını aldınız. İzmir'i değil! Ama siz bu transferi İzmir'i kazanmak olarak görüyorsanız, İzmirlinin sandıkta ortaya koyduğu iradeyi ne kadar yanlış değerlendirdiğinizi de göstermiş oluyorsunuz. Çünkü bir şehrin siyasi tercihi, belediye başkanının parti değiştirmesiyle kendiliğinden değişmez. İzmir'in iradesi bir rozet töreninde devredilemez. O yüzden size şunu söylemek istiyorum: Belediye başkanı sizin olsun. İzmir, İzmirlinindir!” ifadelerine yer verdi.

"SERT AÇIKLAMALAR YAPIYORDU"

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın Meslek Fabrikası eylemlerinde yaptığı açıklamaları hatırlatan Doğan: "Daha birkaç ay önce Meslek Fabrikası tartışmaları sırasında AK Parti'ye karşı son derece sert açıklamalar yapılıyordu. Sayın Cemil Tugay kendisini onların “korkulu rüyası” olarak tanımlıyor, “İçimdeki savaşçıyı göreceksiniz” diyordu. Parti değiştirmenin etik olmadığını söylüyor, AK Parti'ye geçme ihtimalinin “milyonda bir bile olmadığını” ifade ediyordu. Bugün ise eleştirdiği partinin rozetini taşıyor. Ne değişti? İzmir'in sorunları mı çözüldü? AK Parti'nin yönetim anlayışı mı değişti? Yoksa değişen tek şey yakaya takılan rozet mi? Bir de AK Parti'nin İzmir'deki yöneticilerine sormak istiyorum. Daha düne kadar eleştirdiğiniz, belediyecilik anlayışını başarısız bulduğunuz bir belediye başkanı, bugün nasıl oldu da İzmir için büyük bir kazanıma dönüştü? Dün başarısız dediğiniz belediye başkanı, bugün rozet takınca başarılı mı oldu? Burada mesele yalnızca bir belediye başkanının parti değiştirmesi değildir. Mesele, sandıkta ortaya çıkan iradenin seçimden sonra siyasi transferlerle değiştirilmek istenmesidir. Seçimlerde vatandaşın önüne farklı siyasi partiler, farklı adaylar ve farklı vaatler konuluyor. Vatandaş da tercihini yapıyor. Ama seçim bittikten sonra siyasi partilerin genel merkezlerinde yapılan görüşmelerle ortaya bambaşka bir tablo çıkarılıyor. O zaman soruyorum: Sandığın ne anlamı kaldı? Madem seçimden sonra siyasi transferlerle dengeleri değiştireceksiniz, vatandaş neden sandığa gidiyor? Biz İYİ Parti olarak işte bu anlayışa karşıyız. Çünkü seçmenin iradesi, siyasi partiler arasında el değiştirecek bir pazarlık konusu değildir. Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu'nun söylediği gibi: “Seçmenin iradesi ciro edilemez!” Sandıkta kazanamadığınız iradeyi, Ankara'da rozet takarak kazanamazsınız!” dedi.


İYİ PARTİ İZMİR İL BAŞKANI ÜLKÜ DOĞAN'IN AÇIKLAMALARININ DEVAMI:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘destek’ açıklamasına da tepki gösteren Ülkü Doğan, “Bir de Sayın Cumhurbaşkanı'nın İzmir'e destek açıklamaları var. İzmir'e bütün imkânlarla destek verileceği söyleniyor. Buradan soruyorum: Sayın Cumhurbaşkanı, bu imkânlar bugüne kadar neredeydi? İzmir'in ulaşım sorunları dün de vardı. Altyapı sorunları dün de vardı. Yatırım ihtiyaçları dün de vardı. İzmirli dün de vergi ödüyordu. İzmirli dün de bu devletin eşit vatandaşıydı. Şimdi bir belediye başkanının yakasına rozet takıldı diye İzmir'e yeni imkânlar sunulacaksa, burada cevaplanması gereken ciddi bir soru vardır: Devletin imkânlarından yararlanmanın şartı, iktidar partisinin rozetini takmak mıdır? Biz İzmir'e yapılacak her doğru yatırımın yanında oluruz. İzmir'in ihtiyaç duyduğu hizmetlerin yapılmasından memnuniyet duyarız. Ama kamu kaynaklarının siyasi tercihlere göre dağıtılmasına da karşı çıkarız. Devletin kaynakları bir siyasi partinin seçim kampanyası bütçesi değildir! Öte yandan bu açıklamalar, belediye yönetiminin sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz. İzmir'in hizmet bekleyen sorunları var. Ulaşımdan altyapıya, temizlikten kent planlamasına kadar vatandaşın günlük hayatını doğrudan etkileyen meseleler var. Bu sorunların çözümünü takip edeceğiz. Belediyenin kaynaklarının nasıl kullanıldığını, ihalelerini, atamalarını, imar kararlarını ve personel politikalarını kamu yararı açısından izlemeye devam edeceğiz. Özellikle siyasi gerekçelerle işten çıkarılma veya baskı iddiaları ortaya çıkarsa, çalışanların haklarını savunacağız. Çünkü belediyeler siyasi partilerin değil, halkın kurumlarıdır. İzmir'in sahibi İzmir halkıdır” diye konuştu.

BU KİŞİ ADAY OLARAK HANGİ ÖLÇÜTLERLE ÇIKARILDI?

Siyasi transferlere tepki gösteren Doğan, “Bu yaşananların sorumluluğunu yalnızca parti değiştiren belediye başkanında aramak eksik olur. Bugün bu transfere tepki gösterenlere, özellikle de geçmişte başka partilerden kendi partilerine yapılan geçişleri memnuniyetle karşılayanlara da söyleyecek sözümüz var. Umarım bugün, parti değiştirmenin yalnızca size doğru yapıldığında demokratik bir tercih, sizden başka bir partiye doğru yapıldığında ise ihanet sayılamayacağını anlamışsınızdır. Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, siyasi transferlerin meşrulaştırılmasının doğuracağı sonuçlara karşı uyarılarda bulunmuştu. Çünkü siyasette transferleri normalleştirirseniz, açtığınız o kapı tek yönlü çalışmaz. Bugün o kapıdan size gelen olur. Yarın sizden çıkıp başkasına giden olur. Şimdi kendi açtığınız kapıdan çıkanları protesto ediyorsunuz. Ama asıl sorgulanması gereken yalnızca bu transfer değil. Bu kişiyi İzmirlinin önüne aday olarak kimin, hangi ölçütlerle çıkardığıdır. Yıllardır İzmirlinin siyasi tercihini garanti görmenin, aday belirlerken liyakati ve kent yönetimindeki yeterliliği ikinci plana atmanın sonuçlarını bugün hep birlikte tartışıyoruz. İzmirli, bir siyasi partiye duyduğu yakınlık nedeniyle yetersiz hizmete razı olmak zorunda değildir. Bir belediye başkanının aday gösterilmesi, yalnızca parti yönetimlerinin kararıyla ilgili değildir; o kararın sonuçlarını bütün şehir yaşar. Bu nedenle aday belirleyenlerin de seçmene karşı siyasi sorumluluğu vardır. Bugün yalnızca Cemil Tugay'ın neden gittiğini değil, onu neden İzmirlinin önüne aday olarak koyduğunuzu da konuşmak zorundayız! Artık İzmir'in önünde iki ayrı siyasi hesap var. Birincisi, yıllardır İzmirlinin kendisine verdiği siyasi desteği garanti görüp bu şehrin sorunlarını çözmekte yetersiz kalanlarla… İkincisi, yıllardır İzmirlinin sandıkta vermediği siyasi yetkiyi bugün transferlerle elde ettiğini düşünenlerle… İzmir'in oyunu garanti görenlerle, İzmir'i transferle kazandığını sananların ortak yanılgısı aynı: İzmirlileri hesaba katmamak!” ifadelerini kullandı.



HODRİ MEYDAN!

“Dün Ankara'da bir belediye başkanına rozet takıldı. Ardından bazıları çıkıp “İzmir'i aldık” diye sevinmeye başladı. Madem bir belediye başkanını partinize kattığınızda bütün bir şehrin de sizinle birlikte geldiğini düşünüyorsunuz, o zaman buyurun! İnanmıyorsanız sandık orada, İzmirli burada! Hodri Meydan! Gelin, İzmirlinin ne düşündüğünü sandıkta görelim! Ama biz seçim gününü beklemeyeceğiz. Bugün İzmir'in 30 ilçesinin tamamında sahadayız! İYİ Parti olarak 30 ilçemizde kurduğumuz stantlarda “İzmirli'ye Soruyoruz” çalışmamızı başlatıyoruz. Çünkü siyasi partilerin genel merkezlerinde transfer görüşmeleri yapılırken, belediye başkanlarının hangi partiye geçeceği konuşulurken, bütün bu kararların asıl muhatabı olan İzmirlinin ne düşündüğünü de öğrenmek istiyoruz. İzmirliye soruyoruz: Siyasi parti transferleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Sandıkta oy verdiğiniz belediye başkanının seçimden sonra başka bir partiye geçmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Siyasi partilerin aday belirleme yöntemlerinden memnun musunuz? İzmir'in bugün yaşadığı sorunların sorumluluğunu kimlerde görüyorsunuz? Bizim kurduğumuz stantların amacı bir seçim sonucu ilan etmek ya da vatandaşın iradesini kendi adımıza yorumlamak değil. Amacımız, herkesin İzmir adına konuştuğu bir dönemde sözü bizzat İzmirliye vermek! İzmir merak etmesin, biz varız! Çünkü İzmir'in sahibi rozet takanlar da değil, rozet taktıranlar da değil. İzmir'in sahibi, o rozet töreninde fikri bile sorulmayan milyonlarca İzmirlidir!”